Bozkır Çiçeği

Saatler akşam yediyi gösteriyordu.
Çınar ağaçlarının yaprak döktüğü yoldaydım.
Yine o peri ordan geçiyordu.
Yüzü yine yere bakıyordu.
Hafiften utangaç gülümsemesi
Yüzünde beliriyordu.

Görüyor muydu beni bilmiyorum.
Narin endamıyla evine gidiyordu.
Ardına dönüp bakmıyordu uzaklaşırken.
Ya tanımıyordu ya da tanımazdan geliyordu.
İçimi bir yandan bir huzur kaplıyordu.
Bir yandan da yüreğim sızlıyordu.
Muhabbet eder miydi ki selam versem?
En azından merhaba der miydi?
Kafamı bu sualler meşgul ediyordu.
Numarasını kaydetmesem de
Defterimin köşesinde yazılı duruyordu.
Gece çöktüğünde arayıp aramamak arasında
Aklım mekik dokuyordu.
İyi geceler yazsam cevap verir miydi?
Numaram telefonunda kayıtlı mıydı ki?
Bilmece yumağında düşünürken
Gecem sabah oluyordu.
Yeni güne uyandığımda öğle ezanı okunuyordu.
Artık karşılaştığımız saati kazımıştım beynime.
Sanki bilerek akşam yediye denk getiriyordum.
Çınar ağaçlarının yaprak döktüğü yolda
Bir anda kendimi buluyordum.
Ve o peri yine ordan geçiyordu.
Sevdalı vaziyetim yoksa hayal mi gösteriyordu?
Yok be kardeşim diyordum kendi kendime.
O derece sıyırmamıştım kafayı henüz.
Görünen hayal değildi.
Bozkır çiçeğinin kokusu burnumda tütüyordu…
Şirin sureti beni benden alıyordu.
Minicik burnunun üstündeki
Çekikçe gözleri yalnızca önüne bakıyordu.
Beyaz yüzündeki elma kırmızısı yanaklarıyla
Ve o heyecanlı titrek dudaklarıyla
Üşüyen gönlüme sıcak busesini bırakıyordu.
İsmi bizim bildiklerimizden başkacaydı.
Dilim bazen istem dışı adını zikrediyordu.
Böylesi bana nasıl da zor geliyordu.
Bir ses sanki vazgeçmemeyi emrediyordu.
Mümkün olacağını bilsem
Şehri turlardım koşarak!
Bozkır çiçeği bunu bilmiyordu…
Başımı yastığa koyduğumda
Sevdam yarını iple çekiyordu.
Biliyordum ki yüreğim aklıma mağlup oluyordu.
Yeni gün gelip çatmıştı.
Çınar ağaçlarının yaprak döktüğü yoldaydım.
Saatler akşam yediyi gösteriyordu.
Yine o peri ordan geçiyordu.
Bu sefer besbelli bana bakıyordu.
Çekikçe gözlerinden sanki bir selam geliyordu.
Sonra yine çekip gidiyordu.
İmkansızı arzulamak beni yiyip bitiriyordu!
Biliyordum olmayacaktı…
Bozkır çiçeğinin kokusu burnumda tütüyordu…
O peri bunu bilmiyordu.

_Emre ÖZKAN_

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

6 Yorum

Bir cevap yazın