1+

Yazmak eylemi dışarıdan bakıldığı zaman çok kolay gözüküyor insanlara. Ama aslında durum hiç de sanıldığı gibi değil. Çünkü yazmak, yaşamayı gerektirir. Yaşamadan, acı çekmeden, hissetmeden yazmak görünmez olmanın gerçekleşebileceğine inanmak kadar mantıksız.

Diyeceğim o ki bizler yazarken türlü türlü imtihanlardan, zorluklardan geçerek buralara geliyoruz. Hani okurken çok basit geliyor ya, arkasında bunu yazabilmemizi sağlayan onlarca, yüzlerce neden mevcut.

Bunlardan biri kitap okumak. Belkide en zoru bu. Yazı yazabilmek için sadece roman okumak yetmiyor dostlar. Her şeyi okuyacaksın. Önüne gelen her fırsatı değerlendireceksin. Şiirden tutun denemeye kadar, Necip Fazıl’dan tutun Dostoyevski’ye kadar…

Onun dışında tabii belli yaşanmışlıklar var. Herkesin kendine göre bir hikâyesi hasıl oluyor. Fakat bir yazar için önemli olan bu hikayelerden dersler çıkarmak, onları derleyip toplayıp okurlara sunmak. Sizin ders çıkardığınız hataları okurlarınıza hikayelerinizle vererek onların bu hataları yapmalarını engellemek. Ve elbette bunu yapmak da çok zor.

Çünkü insanın belki de kendine bile itiraf edemediği hatalarını tüm insanlığa sunmak büyük fedakarlık olsa gerek.

Evet, yazarlar aslında okurlar için birçok fedakarlık yapıyor. En başta asla geri alınmayacak bir şeyden, zamandan fedakarlık yapıyorlar.

Bazı anlar oluyor sadece bir kelime yazıyorsun. Bazı anlar oluyor yazdığın bir kelimeyi beğenmediğin için bütün yazıyı siliyorsun. Bazı anlar oluyor o bir kelimeyi dahi yazamıyorsun. Aynı Sait Faik gibi “Yazmasaydım, delirecektim.” noktasına geliyorsun. Ve evet, deliriyorsun da…

Bu yüzden yazar olan herkesin, iyi de yazsa kötü de yazsa, popüler de olsa tanınmasa da kıymetinin bilinmesi gerekiyor.

Çünkü yazmak gerçekten kolay değil dostlar. Bazen insan kelimelerin gücüne güvenmek istiyor. İşte sonucunda da böyle denemeler, şiirler, hikayeler, romanlar meydana çıkıyor. Bu kitapların da kıymetini bilmemiz gerek. Çünkü belki bir gün onu bile bulamayacağız.

Kalın sağlıcakla…

Erva Esma Güler

1+