Ne Olmalı?

İnsan alemi ezelden ebede bir hayat sürmüş, sürmeye de devam ediyor. Biz eşrefi mahlukların mutlu olabilmemiz için kendimizi bilmemiz ve tanımamız lazım gelir. Hülâsa geçmişte ne olduk, şimdi neyiz ve gelecekte ne olmalıyız?

İnsanın temelinde fıtrat yatar. Fıtratımızda da Yüce Allah’ın kendi nurundan vermiş olduğu özellikler… Olacağımız şey belli aslında; Allah’ın nurundaki özellikleri öne çıkarmak ve nefsin özelliklerini en aza indirgemek.

Nefs dediğimiz varlığı tamamen yok edemeyiz. Çünkü o bize imtihan olarak verilmiştir. Zaten Dünya da bir imtihan yuvası değil midir?

Allah’ın kendi nurundan bize verdiği özellikler nedir? İstiyorsanız bunu açalım ve üstüne konuşalım. Örneğin; vicdandır. Dönemimiz kapitalist düzenin içerisinde vicdanı sağlam tutmak çok zor ama bir o kadar da önemli bir husustur. Çünkü yapılan her iyi yahut kötü olay vicdan terazisi üzerine kuruludur.

Bir hayvanı katletmek vicdansızlıktır. Buna sessiz kalmak daha büyük vicdansızlık. Ne diyor hadisi şerifte “Haksızlığa susan dilsiz şeytandır.” İşte biz bu vicdansızlık karşısında “Ömer” olmalıyız.

Yahut Suriye’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da katledilen insanları görüp susmak da vicdansızlıktır. Bunlar için bir dua bile etmiyorsak, benlik duygusuna bürünmedik de neye büründük biz? Zulüm gören Müslüman kardeşlerimize “Selim” olmalı, zulüm yapan zalimlere ise “Yavuz” olmalıyız.

Diğer bir özellik merhamettir. Bunu vicdan ile yakın olduğu için yazdım. Merhamet ve vicdan doğru orantılıdır. İnsana merhamet, hayvana merhamet, bitkiye merhamet… Merhamet konusunda da “Abdülhamid” olmalıyız.

Bir başka özellik hayırseverlik. “Hayırda yarışınız.” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) İyilikte yarışmalıyız. Kötülükten sakınmalı, hakkı söylemeli ve uygulamalıyız. Hayrda “Mus’ab” olmalıyız.

Aslında daha bir sürü özellik var ama ben biraz da nefsin özelliklerine değinmek istiyorum.

Nefs; açgözlü, haset, anlık heves düşkünü gibi birçok özelliğe sahiptir. Ruha düşmandır. Sevgiye, aşka, mutluluğa, huzura en önemlisi de imana düşmandır. Çünkü imanı olan nefse kanmaz, onu dinlemez.

Aslında şu an yaşadığımız yakın çağda nefsin en çok öne çıkan özelliği doyumsuzluk bir bakıma daha deminde söylediğim gibi açgözlülüktür. “Bende olsun, benim olsun, en çok bende olsun.” gibi düşünceler nefsi körükler. Hani biz kendi için istediğini Müslüman kardeşi için istemediği sürece gerçek mü’min olamıyorduk? Nerede o şuur? Niye bu kendimiz ile olan sevdamız?

Şu an herkes söylüyor “Kendinizi sevin, başkasını düşünmeyin” diye. Nereye kadar? Atı alan Üsküdar’ı geçene kadar mı? Tamam, kendimizi elbet seveceğiz ama bu abartı niye? Bu gurur, bu kibir? Kime neyi kanıtlama çabası? Yahut gösteriş budalalığı mi demeliydim? Yapmayın dostlar!

Biz eğer “gerçek ümmet” bilincine ulaşmak istiyorsak kendimizden önce ortaya koymamız gereken başka şeyler var.

Bizim kardeşimiz diğer Müslüman ülkelerde sürünürken, giyecek, barınma, yiyecek gibi temel ihtiyaçlarını bile henüz karşılayamıyorken biz burada sefa sürersek kalkıpta “müslümanım” demek pek mantıklı olmasa gerek.

Bir derdi olmalı insanın. İnsan dertli olmalı. Bir davası olmalı aşk ile sarılabileceği. Sevdası olmalı vatana, ecdada. Aşık olmalı İslam’a.

En önemlisi de insan “insan” olmalı…
Kalın sağlıcakla…

Erva Esma Güler

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir