Kategori: <span>Mevlânâ</span>

Seni ne huzuru arayanlara, ne huzuru bulanlara, ne de huzurdan kaçanlara sordum. Güneşin sıcaklığını en iyi kim anlatabilir? Sıcaktan düşüp bayılan mı? Hayır, onun aşkı zayıftır. Güneşe yolculuk yapan mı? O da değil, gitse gitse nereye kadar gidebilir ki? Gölgeye sığınanlara ise güneşi hiç sormamalı. Aşk mabedim! Efendim, söyler misin? Nedir bu çektiğim acıların manası? Bu ayrılığın esrarengizliği yüreğime saldığın alevlerin lavlaşması içinse yeterince erimedim mi ateş toplarında? Öyle yandım ki;

Sen yandıkça, ben yanayım!

Sen dondukça, ben de donayım!

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

Mevlânâ

Seni bildim bileli,
ey balçık dünya,
başıma nice belâlar geldi,
nice mihnet, nice dert.
Seni sırf belâdan ibaret gördüm,
seni sırf mihnetten, dertten ibaret.

[Toplam: 3   Ortalama: 5/5]

Mevlânâ

Şarabım aşk ateşidir, hele onun eliyle sunulursa öyle bir ateşe odun kesilmezsen yaşamak haram olur sana.
Söz dalga dalga coşmada amma onu dudakla, dille değil, gönülle canla anlatman daha iyi.

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]

Mevlânâ

Mevlânâ

Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,

[Toplam: 1   Ortalama: 4/5]

Mevlânâ

Oraya gitme demedim mi sana,
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben’im?

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]

Mevlânâ

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5] Görüntüleme 83

Mevlânâ