Menu
in ,

Aşıkların Umut Dolu Direnişi: Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsünün Hikayesi

Aşıkların Umut Dolu Direnişi…

Aşıkların Umut Dolu Direnişi: Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsünün Hikayesi

Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsünün Hikayesi:

Hemen hemen hepimizin bir yerlerden duyduğu bu türkünün iki hikayesi bulunmaktadır. Anlatılana göre; Yozgat’ın kuytu köylerinden birinde, henüz küçük yaşlarda kaderleri birbirine bağlanan Ali ve Ümmü adında beşik kertmesi olan iki genç yaşamaktadır. Ali yetişkinlik çağına geldiğinde askerlik için Yozgat’tan ayrılmak durumunda kalır. Askerliği sırasında, o zamanlarda tedavisi imkansız olan ince hastalığa yakalanır. Hastalığı sebebiyle askerlik görevini tamamlayamadan tedavi için Yozgat’a geri döner. Halk arasında verem, bulaşıcı bir hastalık olarak bilindiği için kimse gencin yanına yaklaşmak istemez. Ali’nin beşik kertmesi olan Ümmü’nün ailesi de hastalıktan haberdar olur ve kızlarını vermekten vazgeçerler. Aile, bu durumdan fazlasıyla etkilenir ve Ali’yi görmek dahi istemezler. Bu sırada Ali’nin durumu daha da ağırlaşır. Hem hastalık hem de sevdiğine kavuşamamanın verdiği keder, durumunun kötüleşmesine sebep olur. Ali’nin anne ve babası, kızın ailesine haber gönderir ve bir kez de olsa oğullarını görmek için gelmesini rica ederler. Ancak, çabaları yetersiz kalır. Yalnızca Ali’nin iyileşmesi durumunda kızlarını görebileceğini söylerler.

Ali, tedavi için İstanbul’a gitmeye karar verir. Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için tek başına hastanede kalır. Aradan birkaç ay geçer ve Ali’nin durumu daha da kötüleşir. Hastanenin camından sürekli geleni geçeni izler, ancak ne sevdiği kız oradadır, ne de bir başkası. Bahçede sadece incir ağaçları vardır. Kağıt ve kalem isteyip, acılarını; kelimelerin büyüsü ile harmanlayarak şiir yazmaya başlar. Birkaç gün sonra ise hayatını kaybeder. Ailesi cenazesini almak için İstanbul’a gelir ve bu şiirin yazılı olduğu kağıdı görürler. Okuyunca kahrolurlar. Ali’nin vefatının ardından bu türkü, Yozgat’tan tüm Anadolu’ya yayılır ve herkes tarafından bilinir hale gelir.
Hastane önünde incir ağacı türküsünün sözleri:
“Hastane önünde incir ağacı,
Doktor bulamadı bana ilacı.
Baştabip geliyor zehirden acı,
Garip kaldım yüreğime dert oldu.
Ellerin vatanı bana yurd oldu,
Mezarımı kazın bayıra düze.

Yönünü çevirin sıladan yüze,
Benden selam söylen sevdiğimize.
Başına koysun kareler bağlasın,
Gurbet elde kaldım diye ağlasın.”

Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsünün Diğer Hikayesi

Türkünün ilkinden farklı bir hikayesi daha vardır. Savaş Akbıyık ve Habib Coşkunsoy’un anlatımıyla, “Hastane Önünde İncir Ağacı” ismiyle bilinen türkü, Yozgat Akdağmadenli Nedret isimli evlilik hayalleri kuran nişanlı bir öğrencinin, Pazarören Köy Enstitüsü’nde eğitim görürken yaşamını yitirmesi üzerine yakılmış bir ağıttır.
Nida Tüfeçi’nin kız kardeşi Aysel Sezer Tüfekçi ve eşi Naci Sezer’in anlatımlarına göre; bu türkünün hikayesi şöyledir; Yozgat Akdağmadenli Naci Sezer’in, Pazarören Köy Enstitüsü’nde okuduğu yıllarda, aynı okulda, aynı zamanda hemşehrisi olan ve kendisinden 2 yaş büyük olan “Nedret” isminde bir öğrenci arkadaşı daha okumaktadır. Nedret; sarı saçlı, mavi gözlü, dillere destan güzelliği olan bir kız ile nişanlıdır ve arkadaşlarına okulunu bir an önce bitirip öğretmen olarak atandıktan sonra, çok sevdiği nişanlısı ile hemen hayatını birleştirmeyi hayal ettiğini anlatmaktadır. Nedret, Kayseri Pazarören Köy Enstitüsü’nde okurken, 1947 yılının çetin geçen kış aylarında üşütüp rahatsızlanır ve yarı ahşap yarı toprak olan enstitünün revirine yatırılır. Revirde yattığı sırada büyük bir yangın çıkar. Nedret, hasta ve halsiz olduğu için hızla alev alan revirden dışarı kaçmakta zorlanır. Arkadaşları ve öğretmenleri Nedret’i kurtarana kadar ne yazık ki vücudunda çok ciddi yanıklar oluşmuştur. Bunun üzerine, arkadaşları ve öğretmenleri, aman vermeyen kar ve tipiye rağmen fedakarca çalışarak, küreklerle yolları açıp Nedret’i, Kayseri’deki bir hastaneye yetiştirmeyi başarırlar. Doktorlar vücudunun büyük bölümü ciddi şekilde yanmış olan bu genç adam için çok uğraşsalar da, Nedret birkaç gün içinde hayatını kaybeder. Bu olay, hastanenin önünde iyi haber bekleyen arkadaşlarını ve öğretmenlerini derin bir üzüntüye boğar. Cenazeyi alarak enstitüye doğru yola çıkarlar. Yolculuk sırasında hayatını kaybeden Nedret’in sınıf arkadaşlarından bir genç tarafından, içli bir ağıt yakılır;
“Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Baştabip geliyor zehirden acı…”

Sevim VARLIK

Yorum Gönder

Exit mobile version