İnsan Hayal Ettikçe Umut Ediyor

Hadi gel
Seni, tabiri caizse kırk yılda bir görebileceğin
Bir yere götüreceğim.
Hayır hayır öyle takılma peşime
Sadece kapa gözlerini
Mızıkçılık etme ama
Bugünden sonra bu göreceğin manzara hep önünde olacak.

Evet evet manzara
Ağzımdan kaçtı işte.
Eh heyecanıma ver
Neyse ben çayımı aldım önüme.
Gözlerini kapamadam ( kapamadan mı demek istediniz) sen de doldur
Şu ince belli ortasında sarı halka
Işıltılı sarı halka bulunan bardağa doldur.

Çayın tadı da bozuldu artık.
On beşli yaşlarımda tiryakisi olmuştum bu mübareğin.
Sonra kahve paylaştı sessizliğimi.
Ne şiirler yazdırdı ama biliyor musun?

….

Neyse başlayalım hadi,
Yüksek bir tepeye çıktığımızı düşün.
Güneşin battığı yöne dönmüşüz.
Koca bir denize bakıyoruz
Güneşin batışına şarkılar söylüyoruz.

Şiir söylemek istiyorsun.
O sevdiğin şiirleri ezberinden, ne güzel söylüyorsun.
Ahmet Haşim’den başlıyorsun.
”…Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrarını ömrün eder ilan.
Kuşlar mıdır onlar ki bu akşam
Âlemlerimizden sefer eyler?

Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde sema kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!”

Nur içinde yatsın ne güzel anlatmış.
Uzaktan da görebiliyoruz tünemeye uçan martıları.
Bir martı, iki martı, üç martı ve sonrasında yüzlerce martı
Hadi ellerini denize uzat ve bir martı avuçlarından yükselsin gökyüzüne
Gökyüzüne ve dağınık yün gibi bulutlara girip kaybolmuş gibi yapsın.
Karanlık çöker birazdan
Yıldızlar su içmeye gider sarı çağlayanlardan
Karanlık döker içini
Büker boynunu
Sonra gözlerin
O ağlamayı seven gözlerin
öper geceyi
Omuzlarıma yarasalar konmuş sen geceyi öperken
Ve artık bütün kuşlar dönüyor yuvasına
Gökyüzünde bulutlar yıldızlar ve tek tük geçen kargo uçakları kalıyor.

Üşüdük değil mi?
Serin olmaya başladı geceler
Ee Eylül değil mi bu.
Umutların var, hayallerin var
Sana doğru koşmayı seven kısrak gibi
Umutların
Hayallerin
Yüreğin sıcak avuçların serin.
Gece de seni öpüyor
Titriyor tenin

İbrişimden bir bağ örülüyor sanki aramıza
Hadi ben sürgünüm en belalı sokaklara
Seni de yanımda görürse mahalle çırakları.
Çıkmaz sokak sakinleri
Şekli kaymış tinerciler
Hepsini geçtim
Yirmi dört saat yayın yapan elli beş yaş üstü teyzeler
Hayır,
Hayır, hayır!
Hayır
Saklambaç oynamayı da beceremeyiz
Gecenin üçü beşi gibi geçsek sokaklardan
Kim görecek kim bilecek.
Boşver burası iyi

Sabaha da bir şey kalmadı artık
Uyumasak da olur
Kırk yılda bir değil mi bu?
Ne çıkar yirmi dört saat uykusuz kalmaktan

Yıldızlar kayıyor
Yıldızlar diyorum gözlerinden
Yıldızlar diyorum avuçlarından
Yıldızlar parçalanmış yürek, yıkılmış hayal ve ümitsizlik.
İşim olmaz dilek tutmalarla
Hem kayan bir varlıktan ne umuyoruz ki!

..

Bak sırtımıza bir alev kuşu kondu
Sırtımızı dönmeyelim yeni güne
Denizde martılar uyanmıştır çoktan
Bak orman kuşları da uyanmış.
Gök sisini çekiyor yavaş yavaş
Çiğdemler doluşmuş kirpiklerine
Kirpiklerine gül değmiş.
Kırık dökük hikâyeler arşivini yaktın bu gece.
Eylülde bir ilkyaz meltemi gibi şimdi her şey

Hazzı sonsuz kere sonsuz kadar
Bundan sonrası
Umut ettikçe yaşıyor insan
İnsan hayal ettikçe umut ediyor…

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]

2 Yorum

Bir cevap yazın