Menu
in

İnsan Kalıbı

İnsan Kalıbı

Kişi ya da nesnelere dair her zaman belli bir düşünceye sahibiz. ‘Kek nasıldır, nasıl yapılır?’ sorusuna elbette herkesin verecek bir cevabı vardır. Açıkçası buradan duyabiliyorum verilen cevapları. ‘Kek dediğin puf puf kabarır, kabarmazsa olmaz!’ Peki kabarmazsa pişen yiyeceğe de kek demeyecek miyiz?

Mükemmeliyetçilik duygusu asırlardan beri bizimle iç içe yaşamaktadır. Kişi, olay ya da nesne fark etmeksizin kalıplara sıkıştırarak daha doğrusu ‘istediğimiz hale’ dönüştürerek en doğru halinin bu olduğuna inanıyoruz.  Hep bir ağızdan bu kalıplaşmaya karşı çıksak dahi farklılaşma adı altında kendimizden oluyoruz ancak bunu göremiyoruz.

Yaşamımızın önce bizim seçtiklerimizin mi yoksa dünyanın bizim için seçtiği mi bilincine varmamız gerekiyor öncelikle. Bizden önce gelenlerin tecrübeleri veya değer yargılarının bize biçtiği kaftanı giydiğimizde ‘biz’ olduğumuzu sanarız ancak değilizdir.

Konumuzun özüne gelirsek yani ‘İnsan nasıl yaşar?’ diye soracak olursak kör sinek gibi bir akış üstünde kaybolup gider. Çarkı döndürmek gibi bir robotik görev edinmiştir. Ayağa kalkmak ve çarktan çıkmak bizi biz yapanı bularak yaşamak gerekir. Hayat yaratmakla başlar. Önce kendimizden işe başlamalı ki örnek olabilmeli. Ancak unutulmaması gereken tek nokta insanları giyinmesine yardım ederken onları giydirmemek.

Yorum Gönder

Exit mobile version