Oğuz Atay Burada
Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: “Buraya kadar!” dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, daha önce haber vermiştik derler. Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik. Sevginin ölümünü her pazar çanlar çalarak ilan etmiştik.
(Tutunamayanlar)
Yazdığı kitaplarla bir dönemi uç noktalara sürüklemiş, etkisini günümüzde de sürdüren biridir Oğuz Atay. Keşke daha fazla yaşasaydı ve daha fazla kitabı bulunsaydı raflarımızda. Peki kimdir Oğuz Atay? Eserleri nelerdir, bizlere ne anlatmaktadır? Gelin hepsine bir göz atalım.
12 Ekim 1934’te Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi Oğuz Atay. Babası Cumhuriyet’in ilk kuşak aydınlarından hukukçu Cemil Atay, annesi ilkokul öğretmeni Muazzez Zeki’dir. 1939 yılında Cemil Bey milletvekili seçilir ve aile Ankara’ya taşınır. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlar. Resim, müzik, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlere ilgisi olan Atay Shakespeare’in Hırçın Kız adlı oyununda rol alır. Fakat bu sanatsal faaliyetler uzun sürmez çünkü karşısında sanatın karın doyurmadığını düşünen bir baba vardır.
“Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.”
(Korkuyu Beklerken)
Derslerinde başarılı olan Atay içe kapanık bir çocuktur ve odasına kapanıp sürekli kitap okur. Babası, Atay’ın o dönemde popüler olan mesleği seçmesini, mühendis olmasını istemektedir. Atay, 1951 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümüne kayıt olur. Onunla birlikte ailesi de İstanbul’a yerleşir. Üniversite yıllarında okuduğu kitap sayısı daha da artar. 1957 yılında mühendis olarak mezun olur. Aynı yılın sonunda yedek subay olarak vatani görevini yapmak için Ankara’ya gider. Ankara’nın edebiyat çevrelerinde yeni insanlarla tanışır. Cemal Süreya, Turgut Uyar, İlhan Berk, Ülkü Tamer, Can Yücel ve Vüs’at O. Bener’in de yazılarıyla yer aldığı Pazar Postası Gazetesi için öyküler ve köşe yazıları yazar askerliği boyunca. Yazarlığa ilk başlangıcı da, Vüs’at O. Bener’den duyduğu övgüler olacaktır.
Askerliğini yaptıktan sonra Denizcilik Bankası’nda memur olarak işe başlar. 1961 yılında Fikriye Fatma Gürbüz ile evlenir ve bir yıl sonra kızları Özge dünyaya gelir. Denizcilik Bankası’ndaki işinden istifa eder ve arkadaşıyla birlikte bir inşaat şirketi kurarlar. 1967 yılında Fikriye Hanım ile yolları ayrılır ve kurdukları şirket iflas eder.
Zor zamanlar yaşayan Atay bugünkü adıyla Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlar. Aynı yıllarda hayatının yeni bir dönüm noktası olan Sevin Seydi hayatına girer fakat ilişkileri evliliğe dönüşmez. Tutunamayanlar romanını Sevin Seydi’nin desteğiyle yazıya döker. Ancak 1969 yılı sonunda Sevin Seydi Londra’da yaşamaya karar verir ve ayrılırlar. Kitabının yayımlanması için yayıncı arayışına girer fakat yayıncılar kitaba karşı ön yargılıdırlar. Tutunamayanlar’da yazar, bireyi ve bireyin iç dünyasını, serbest çağrışımlarla, bilinç akışı tekniğiyle ele alır. Aynı zamanda parodi ve iğneleyici bir tavrı vardır. Hem biçim hem de içerik yönünden riskli bir yeniliktir Tutunamayanlar. Çeşitli sebeplerle yayınevlerinden ret cevabı alır. 1971 yılında romanını TRT Roman Ödülü yarışmasına gönderir. Romanı yarışmanın ilk sekizi arasına girmeye layık görülse de baskı için bir fayda sağlamamıştır. Tutunamayanlar 1971 yılında Sinan Yayınları tarafından basılmıştır. Tutunamayanlar dönemin romanları arasında çok farklı bir yapıya sahiptir. Atay öyle bir kurguya girmiştir ki her biri ayrı anlatımda metinlerle örülüdür. Modern şehir yaşamı içinde bireyin yaşadığı yalnızlığı, toplumdan kopuşları ve toplumsal ahlaka, kalıplaşmış düşüncelere yabancılaşan, tutunamayan bireylerin iç dünyasını anlatır. Bu bireyler topluma bir fayda sağlayamaz, kendi dünyalarında sürüklenirler.
1973 yılında aynı yayınevi vasıtasıyla Tehlikeli Oyunlar okurla buluşur. İlk romanı gibi Tehlikeli Oyunlar’da da bireyin kişilik sorunlarına ayna tutar. Tutunamayanlar’daki Turgut Özben ve kafa sesi Olric’in yerini Hikmet Benol ve Albay’ı alır. Oğuz Atay yine okur karşısında ilgi görmez ve bu ilgisizlik onu hayal kırıklığına uğratır.
1974 yılında yeni bir hayata yönelir ve Pakize Kutlu ile evlenir. 1975 yılında üniversiteden hocası Mustafa İnan’ın biyografisini anlattığı Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazar. 1975’te yazdığı kısa öykülerden oluşan Korkuyu Beklerken yayımlanır. Hemen ertesi yıl Oyunlarla Yaşayanlar isimli tiyatro metni yazar. Oyun 1979 yılından itibaren, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenir.
1976 yılında şiddetli baş ağrıları sebebiyle hastaneye gider fakat teşhis konulmaz. Ağrıları devam edince tedavi için Londra’ya gider. Beyninin iki yanında da tümör tespit edilir. Yapılan ameliyatın ardından İstanbul’a döner. Bir yıl sonra ağrıları tekrar şiddetlenir ve tekrar Londra’ya gider fakat ameliyat olması risklidir. Atay umutsuzluk içinde İstanbul’a geri döner. Eşi Pakize Hanım ile birlikte, 13 Aralık 1977 günü yakın arkadaşı Altay Gündüz’ün evine giderler. Bir süre sonra tuvalete girer ve çıkması gecikince kapıyı çalarlar. Ses gelmez içeriden. İçeri girerler ve Atay’ın cansız bedeni ile karşı karşıyadırlar. Son yazdığı Eylembilim tamamlanamadan kalır.
Öldükten sonra 1987’de Günlük, 1998’de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlanır.
Oğuz Atay onu dinlemeyen insanlarla günlüğünde konuşur aslında. İç dökmedir, çırpınışlarını göstermedir günlük onun için. O yüzden şöyle der Atay:
“Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.”
(Günlük)
Sağlığında hiçbir kitabı ikinci baskı bile yapamayan Atay’ın kitapları ölümünden sonra büyük ilgi görür ve defalarca basılır. “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin?”diyen Oğuz Atay’a “Buradayım, buradayız sevgili yazar!” diyorum. “Bizimlesin!”
Yayımlanmış eserleri
- Tutunamayanlar (1972)
- Tehlikeli Oyunlar (1973)
- Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
- Korkuyu Beklerken (1975)
- Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
- Günlük (1987 – ölümünden sonra)
- Eylembilim (1998 – ölümünden sonra)
YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz: Edebi Alem