Çağlar Arası Sistematik Düşünce
Düşünce; sezgiyle, bilince dayanan bir süreçtir. Her ne kadar soyut olsa da somut olan beyinden beslenir. Düşünceyi farklı kavramlarda tanımlayabiliriz. Ancak, sistematik düşünce bir olguyu somuta dönüştüren ve kendi içinde çözümü olan bir “kavram”dır.
Tarihi süreç içerisinde meydana gelen buluşlarla görülmektedir ki insan her dönemde kendinden önceki dönemin düşünce yapısının “eski” olduğunu düşünerek eleştirel bir yorum getirmiştir. Bu eleştirel yorumu yaparak aslında kendilerini de bu sürecin içine dahil etmiştirler. Böylelikle sonu gelmeyen bir gelişim sürecini başlatmış olmaktadırlar.
İlk insanlar, barınma ve avlanma temel esaslı düşünce yapısına sahipken bu sistem ateşin bulunmasıyla, farklı bir boyuta geçmeye başlamıştır. Buldukları ateşi avladıklarını pişirmede, haberleşmede, ısınmada ve aydınlanmada kullanarak sistematik düşünce yapısının gelişimini bizlere göstermiş oldular. Bu düşünme gücünü, kendinde bulan insanoğlu her buluşta kendini geliştirip, ellerindeki güçle düşünceye yön verdiler.
Düşünceye yön verme gücünü ele geçirmek için insanlar, bu bağlamda türlü yollara başvurmuşlardır. Dünya sahnesi bu hususta sayısız örneklerle doludur. İnsanlar, kimi zaman düşüncelere yön verebilmek için silahlarla savaşmış olsa da hiçbir zaman kağıda dokunan kalem kadar etkili olamamışlardır.
Tüm bu süreç dikkate alındığında, bu metinde bir gün “eski”yecek ve bu fikirler insanlara yeterli gelmeyecektir. İnsanlar, sürekli daha iyisinin, daha yenisinin arayışına gireceklerdir. Bu da düşüncenin, sonsuza dek uzanan bir gelişim içerisinde olduğunu bizlere göstermektedir.
Yeliz Günay
Mükremin Aslan