İslam Edebiyatında Divanı Hikmet
I.yy’dan XXI. yy.’ a uzanan bin yıllık bir süreci içerisine alan Türk İslam Edebiyatı bir çok farklı dilin bir araya gelmesiyle, ayrıca etkisinde kaldığı Türk kültürü ile İslam’ın içselleşmiş hali diyebiliriz. Kendi aralarında uyum sağlayarak edebiyatı tasavvufi açıdan ön plana çıkaran İslam Edebiyatı aynı zamanda tasavvufun düşünce ve fikirler üzerinden incelenmesi ile kalmayıp yeni düşünce dünyasını da ortaya çıkarmıştır. Böylece yeni eserler ve türler ile İslam Edebiyatı zenginleştirilmiştir.
Geçmiş dönemlerden günümüze kadar sosyal yaşamın içinde barınan İslam Edebiyatı, genel olarak yaşamın içinden bizlere kesitler sunmaktadır. İslamiyet’in kabulünden sonra Türklerin gelenek ve göreneklerine bağlılığı ile edebiyat tarihinde ortaya çıkan eserler oluşmuştur. Özellikle Osmanlı Türkçesi ile ele alınan bu eserlerin yine edebiyatımız da bizler için önem arz ettiğini görmekteyiz. Bu eserlerin örneklerine bakıldığında karşımıza Hakaniye Türkçesi ile yazılmış olan Yusuf Has Hacib’ in Kutadgu Bilig adlı eseridir.
Bununla birlikte edebiyatımıza giriş yapan en ünlü eserlerden Divan-ı Lügat-ı Türk , Atabetül Hakayık gibi bir çok eseri de bu dönemin içerisinde görebiliriz. Bunlarla beraber Orta Asya’da gelişmeye başlayan hoca Ahmet Yesevi’nin ele aldığı Divan-ı Hikmet’ de yer almaktadır. O dönem İslamiyet’in kabulü ile yeni dil ve kültürün etkisi altında kaldığından , bir taraftan da Eski Türk Edebiyatı geleneğini devam ettirdiğinden dolayı bir kültür çatışması yaşandığı söylenebilir. Tasavvufi açıdan ele aldığımızda mutasavvıf Hoca Ahmet Yesevi’ nin Divan-ı Hikmet’i 12. yy. da karşımıza çıkmaktadır.
Dönemin en kıymetli eserlerinden olan Divan-ı Hikmet’in kelime anlamlarına bakıldığında hikmet yani bilgelik, hayırlı iş anlamlarına gelmektedir. Adından da anlaşıldığı üzere her dörtlüğün okuyucusuna ayrı bir hikmetli söz ile hitap ettiği görülüyor. Özellikle uluhiyet anlayışı üzerine kurulan dörtlükler mana itibari ile Allah ve Rasulünün sevgisinden, cennet ve cehennem kavramlarından bahsetmektedir.
Hoca Ahmet Yesevi yaşadığı yy. da Orta Asya’dan , Balkanlara kadar İslam’ın yaygınlaşmasında katkı sağlamıştır. Türkler 751 yılında Talas Savaşı ile Müslümanlığa geçiş sağlamaları yeni bir coğrafya ve dil ile karşı karşıya kalmalarına sebep olmuştur. Bu süreçte Araplar’ın ulaştırdığı İslam dininin hem Arapça hem Farsça’nın etkisiyle daha zor anlaşılacağından Hoca Ahmet Yesevi tercüme ederek , Türklere İslamiyeti anlatmıştır. Hatta yaptığı çevirilere karşı tepki gösteren ilim adamlarına şu cevabı vermiştir.
Sevmiyor bilginler sizin Türkçe dilini
Bilgelerden işitsen, açar gönül ilini
Ayet, hadis anlamı Türkçe olsa anlarlar
Anlamına erenler başını eğip uyarlar
Miskin kul, hoca Ahmet, yedi atana rahmet
Fars dilini bilir de, sevip söyler Türkçeyi
Görüldüğü gibi edebiyat alanında hikmetli sözleri ile bizleri düçar kılan Hoca Ahmet Yesevi İslamiyetin yayılmasında da büyük rol oynamıştır. Üstelik hayatına yön veren isimlerden Arslan Dede ile de onu hatırlamış olacağız. Menkıbelerde sözü geçen ulu bilgelerden Arslan Dede, Ahmet Yesevi için bir başlangıç noktasıdır. Peygamber efendimiz ile bir arada bulunup onun hurma emanetine aracılık yapan Arslan Dede aslında Ahmet Yesevi ‘ye sembolik olarak hurma aktardığı ifade edilse de gerçek manasına bakıldığında bize vermek istediği mesaj hoca Ahmet Yesevi‘ye peygamberimizden aktardığı ilim , irfan ve hikmetleridir. Böylesine güzel İslam edebiyatı mutasavvıflarından Ahmet Yesevi hayatı ve eserleri ile de günümüze kadar ışık tutmuştur. Gönüllerin piri Hz. Mevlana’nın müminlere ışık tutan bu zatın yolunda olup onunda Hoca Ahmet Yesevi olduğunu dile getirmiştir.
Bir çok Allah dostunun halkasında beraber olduğu ve her zaman ahlakına gıpta ile söz eden ululara karşı tevazu sahibi olan hoca halkının da sevgisine bağlı yaşamıştır. Böylesine Allahu Teala ve nebiyi dilden düşürmeyen , marifetini sözlerden gönüllere nakş eden bu zatın varlığı daima hem İslam dini hemde edebiyatı için büyük kazanım olmuştur. Şimdiler de bu hikmetli sözlere itibar etmeye çok ihtiyacımız olduğu gibi üzerinde saatlerce de konuşulacak anlamlarına yoğunlaşmalıyız. Öyle ya 21. yy. İslam dininin farklı yorumlamalara tabi tutulduğu bir dönemdir. Bu dönemde islamiyeti eleştirilere yönelterek kafa karışıklığına sebep olan zihniyetler adına biraz daha zamanın yortusunda işleyip karşılarına çıkarmalıyız. Zıttına ayna tutup , batında olanı değil zahirde görünene yönelmeliyiz. Kur’an-ın apaçık beyan ettiği cümleleri gönüllere işleyen ve en büyük payı kendisinde bulduğumuz Hoca Ahmet Yesevi’nin şu sözleri ile sonlandıralım:
Benim bu hikmetlerim kelamın beyanıdır
Okuyup anlayana Kur’an-ın anlamıdır
Bu hikmetli sözlerim hadis hazinesidir
Ondan koku almayan dünya divanesidir.
Benim hikmetlerimi aşıklara söyleyin
Gönlü nurla parlayan sadıklara söyleyin
Benim bu hikmetlerim rahmanın övgüsüdür
Muhabbet erlerinin huzur ve sevgisidir.
ALİYE NUR AKARSEL