Oyun Terapisi Nedir?
Oyuncaklar daha çok çocukları oyalamak amaçlı alınsa da zamanla eğitici olduğu tespit edilmiş ve gelişimlerin desteklemesi için yararlanılmıştır. Eski çağlarda kız çocukları için bebekler, mutfak eşyaları mevcutken; erkek çocukları içinse bilye, topaç, tahtadan at figürleri mevcuttu. Günümüz oyuncakları ise yeni ortaya çıkan eğitim modellerine uygun, cinsiyet ayırt etmeyen türdendir. Bunlara örnek verecek olursak; Montesori oyuncakları, zekâ oyuncakları, dikkat geliştiren oyuncaklar, dil becerisini geliştiren oyuncaklar, sosyal gelişimini destekleyen bazı kutu oyunları gibi bu tarz oyuncak türlerini çoğaltabiliriz.
Birçok anne çocuklarının ilgi alanlarına bakmaksızın kendi eksikliğini çocuğu üzerinden tamamlamak adına hangi yönü eksikse o eksikliği giderecek oyuncaklar seçmeye başlamıştır. Bu da akıllara annelerin çocukları üzerinden kendi duygularını tatmin etmek için duygu aktarımını yapmış olduğunu göstermektedir. Kendi eksikliklerini giderme, benim sayemde bu kadar zeki oldu ben yetiştirdim diye kibirlenme ya da gerçekten belli bir amaca hizmet eden çocuk yetiştirme arzusunu da ortaya koymaktadır. Bu arzuların çocuklarının üzerindeki olumsuz etkisini bilseler, çocuğunu gözlemleyip ona göre oyuncak seçseler, çocuklarıyla geçireceği eğlenceli ve kaliteli zamanlar sıkıntılı süreçlere dönüşmeyecektir…
Bu konuya ilişkin bir diğer hususta annenin kendi ilgisini çeken oyuncaklar alması çocuğunun ilgisini çeker mi? Yoksa çocuğun ilgisini çeken oyuncaklar annesinin ilgisini çekmiyor diye çocuğun o oyuncağa olan ilgisini bitirir mi? Bu husus çocuklarımızın birey olabilme yolunda, verilebilecek en önemli cevaplardan biridir.
Yaptığım gözlemlere dayanarak puzzle yapmayı seven bir annenin ikizleri belli bir yaşa gelene kadar puzzle yapıp, kendi istek ve zevklerinin farkına vardıktan sonra puzzle’a olan ilgileri azalabiliyor. Bir başka örnek verecek olursak yapı oyunlarını sevmeyen ve o tarz oyuncaklar almayan bir annenin çocuğu, kendi istek ve zevklerinin farkına vardığı zaman yapı oyunları istemeye başlayabiliyor. Örneklerde gösteriyor ki çocuğun kendi farkına varmasıyla oyuncak seçimini yaparak annesinin duygu aktarımını sonlandırıyor.
Bazı çocuklar ise bu duygu aktarımına karşı kayıtsız kalarak sevgi alabilmek için oyuncağa ilgisi olmasa bile onu duygu aktarım aracı olarak görüyor. Hal böyle olunca da bazı bilim insanları oyuncaklar üzerinden çocukların problemlerini çözme yolunu araştırmaya başlıyor. Ortaya çıkan bilgiler doğrultusunda adına Oyun terapisi adı verilen bir terapi yöntemi buluyorlar.
Oyun terapisi; Oyuncaklarla çocuğun problemlerini saptayıp neden olan sorunları netleştirip yine oyun sırasında bilinçli dokunuşlarla iyileştirme yapmaktır. Günümüzde yeni başlayan , ilerleyen yıllarda çokça kullanılacak olan oyun terapi yöntemi önemli bir duygu aktarımı sağlamakta olup , iyileştirici gücüde bir o kadar yüksektir. Oyun terapisiyle birçok vaka çözüme ulaşmıştır. Bu süreç kimi çocuklarda uzun, kimi çocuklarda kısa sürmektedir. Bu çocuğun kendini hazır hissetmesi, ifade etmesiyle orantılıdır. Araştırdığım bir vakada bir erkek çocuğu 6 seans hiç konuşmadan terapiye gidip geliyor. Aile oyun terapisinden bir sonuç alamayacaklarını düşündükleri 7.seansta çocuğun kurduğu oyunla neden sustuğu ortaya çıkıyor ve terapistin bilinçli bir şekilde yönlendirilmesiyle sorun dile dökülüyor. Sorun belirlendikten sonra tedavi kısmı daha kısa sürerek başarılı bir şekilde çözüme kavuşuyor.
Oyuncakların çocukları oyalaması için ellerine verilen nesne olarak yola çıkarken, kendini farkındalığı yüksek bazı insanlar sayesinde çocukların gelişimi destekleyen, onların sorunlarını dile getiremese de ifade etmesine yardımcı olan, çözüm bulan nesnelere dönüşmesini görmüş oluyoruz.
Nihayetinde, bizlerin bir oyuncak deyip geçtiği nesnelerin çocukların gelişimini destekleyen, sorunlarını belirleyen ve en önemlisi sağlıklı olarak duygularını ifade etmesini sağlayan nesnelere dönüştüğünü ifade edebiliriz.
Yeliz Günay
Eserde kullanılan fotoğraf Ayşen Eren tarafından çekilmiştir.
Oyun Terapisi Nedir?
Yeliz Günay’ın kaleme aldığı “Çağlar Arası Sistematik Düşünce“yi okudunuz mu?