Mutsuz Masallar
Bir masaldı iyi başladı iyi bitecek sandık. Oysa insanlar bu dünyadan sıkıldıkları için yazmamış mıydı masalları. İnsanlar mutluluğu aradı durdu; iyiliği aradı durdu bulamadı. Bu sebeple sığındılar kalemlere, yazdılar o dillere destan aşkları. Ve de sonda yazdıkları o muhteşem öğütleri. Onlar mutlu oldu bitti her şey sandılar ama masal bu her şey olacağına varır…
Sanki kötü biten masallarda olacağına varamamış gibi…

Bizim bir masalımız bile yoktu yâr. Ne ben bir prens ne de sen bir prensestin. Biz sarılamadık birbirimize; aşkımız hala var ama bulunmaz bir mahzenin içinde. Bir masal kitabı var elinde. Onu okuyor, seni düşlüyor, seni istiyor durmadan. Hadi gel yar, aşkım kuş olup o mahzenden uçmadan…
Kitabı okuyor ve bir şey var içinde. Kurumuş bir gül mü o? Evet bir gül hatırladı sonra onu. O, bu masallar kitabının yazarıydı. Hani, kalbimin çorak topraklarında yetişen o gül…
Kendi yazdığı masallar kitabına gömülüp kalmış orda. Eskiden oturup dinlerdim onu, anlatıp dururdu seni ve senli benli masalları. Hep mutlu sonla biterdi anlattığı masallar ama oysa ne de mutsuzduk onunla birlikte. Şimdi ise nerede? Kendi yazdığı masal kitabının içinde kurumuş bir vaziyette!
İşte gördün mü yâr bizim masalımızın arkasında ki acı sahneleri! Masallarda bir klişe vardı. Hani gökten üç elma düşüyordu; biri mutlu olanların başına, biri bu mutluğa şahit olanların başına, biri de bu masalı dinleyenlerin başına düştü derler ya! Ama kimse mutsuzları düşünmedi. Kimse elinden tutmadı değil mi? Yâr işte ben de bekliyorum başıma düşmesini istediğim o zehirli elmayı…



Eserde kullanılan fotoğraf Ayşen Eren tarafından çekilmiştir.


Harika olmuş gerçekleri hep gizleme durumumuz var sanki gizli kalınca ortaya çıkmayacakmış gibi… Kaleminize sağlık
Teşekkür ederim beğendiğinize sevindim