Modern Çağın İmecesi
İlkokulda öğrenmiştim bu kelimeyi. “Genellikle kırsal yerlerde insanların el birliğiyle ve sırayla birbirinin işini yapması” demekmiş. Çok hoşuma gitmişti bu olay. Fakat neden sadece kırsalla sınırlandıralım ki? Şehir insanının yardım istemeye ve yardım etmeye ihtiyacı yok mu? Elbette var. Söz konusu olan insan olduğu müddetçe yardım etmeye de almaya da ihtiyacı vardır. Tabi ki modern insanın tarla, bağ bahçe gibi olaylarla pek ilgisi yok. Ama onun da başka konularda yardıma ihtiyacı var.

Kadını ele alacak olursak hayattaki sorumlulukları hep fazla olmuştur. Günümüz dünyasının kadını evin dışında da görev üstlendiği için yükü iki katına çıkmıştır. Çünkü kadın kendini keşfetmiş ve istediğinde evin sınırları dışındaki dünyayı da kendine has metotlarıyla güzelleştirebilecek potansiyelde ve kıymette olduğunu fark etmiştir. Fakat kadın da sınırları olan bir varlıktır. Yardım almadan bunların altından tek başına kalkması mümkün görünmüyor. İşte bugünün imecesi burada başlıyor. Bu olaya takas da diyebiliriz ama imece ruhunu hissetmenin bize daha iyi geleceğine inandığım için imeceyi kullanmak istiyorum. Çünkü özümüzde olanı benimseyerek üstüne de yenilerini eklediğimizde daha ileriye gideceğiz, öyle değil mi?
Mutfak konusunda daha donanımlı kadınlarımız var. Bu hanımlar mantısından, böreğine, içli köftesinden salçasına kadar her şeyi yapar ve onu vakti olmayan kadınların sofralarında arz-ı endam ettirirler. Vakti olmayıp yapamayan kadınlar ise bu maharetli kadınların mutfak ekonomisine destek olurlar.
Ya da her birimiz tıp ilmini doktor olacak seviyede öğrenemeyiz. Biz bu alanda kendini sivriltmiş bir doktor bey ve hanımefendiye yardım istemeye gidiyoruz. Onlar da bu yardımı edebilme noktasına ulaşmak için kim bilir ne zamandan beri vazgeçmesi zor şeylerden vazgeçip, gece gündüz demeden çalışıp didindiler. Biz onların yaptığını yapamamış veya yapmamışız. Fakat bir tebessüm, bir teşekkür yetip de artacaktır imecenin devam etmesine.
Küreselleşen dünyanın anneleri, çocuklarıyla ilgilenemedikleri zamanlarda da babaanne veya anneanneler de imeceye katılıyor. Anneler evlatlarını zor dahi olsa bırakıp işe gidiyorlar. Ama onları babaanne ve anneanneler yalnız bırakmıyor. Böylece onlar da torunlarıyla güzelce vakit geçirmiş ve çocukların dünyasıyla kendi dünyalarını şenlendirmiş oluyorlar.
İşte olup biten olaylara bu zaviyeden bakarsak birbirimize kıymet veririz ve farkındalığının artar. Atalarımızın geleneği imece ruhunu da yaşatmış oluruz.
Eserde kullanılan fotoğraf Ayşen Eren tarafından çekilmiştir.

