Bilincin Derin Uykusu
Bağımlılık insan bilincinin uyuyakalmasıdır. Bu uyku ve hissettirdikleri anlık alınan haz duygusunu besler ancak sonrasında haz yerine duyulan acıyı da kapatır ve bilinci devre dışı bırakır. Çaresizlik arasına düştüğünde insan, hem toplum hem kendisi tarafından yalnızlaştırılır. Beyin otomatik olarak bir fil gibi düşünmeye başlar ve görülen ilk kişi, nesne veya olayı kurtarıcı zanneder. Bağımlılık bu sayede aktif hale gelir.

Kişi seçimleriyle meydana gelir bu konuya daha önce İnsan Kalıbı adlı yazıda değinmiştik. Bağımlılık konusunda da aynı kapıya çıkacağız aslında. Uyanmak veyahut uykuya devam etmek toplumun bir nebze etkisi olsa dahi yine bizim irademize kalan bir karar aşamasıdır. Hayat yol ayrımlarından ibaret olup patika ve virajlar bizim yaşayacaklarımızı ve hissedeceklerimizi belirler. Akıllara gelen ilk soru ise nasıl kurtulacağız? Haklısınız, düşünebilen bakın altını çiziyorum düşünebilen her varlık bunu sorar. Ancak bağımlı dediğimiz kişi düşünme yetisini kaybeder.
İşe başlamak gibi büyük bir fedakarlık göstereceksek eğer yapılması gereken düşünmeyi yeniden öğretmek yani kişiyi uyandırmaktır. Bu iş başarıldıktan sonra yani kişinin dünyasına olan bakış açısı karşı tarafa gösterdikten sonra kollarınız bağlanır. Çünkü hayat yaratmaktan ibaret olduğundan ötürü seçim yapılır ve beyin kendisi karar verir.
Yöneldiğimiz düşünce ve fikirler aynı hisleri bizlere vermezler çünkü düşünceler birbirinden farklı olmak zorundadır. Duyulan duygu veya his ne olursa olsun kurtuluş için anda kalmak ve o anı sürdürmek gerekir. Ancak insanoğlunun en büyük düşmanı nefis terbiyesizliğidir. Yüzyıllardan bu yana bu terbiyesizliğin baş göstermesi sonucu insanoğlu yenilmiş veya kazanmıştır. Bu zinciri kırabilmek yani kendi kendinin iplerinin yine seçimi sonucunda eline alabilen kurtuluyorken korkuyla hareket eden ise daha çok bataklık içine gömülür.
Her durum, olay, kişi veyahut nesne, insanın kendi seçimi doğrultusunda kendini terbiye edip gözlerini açmasıyla kurtulabileceği veyahut korkuyla hareket edip kendi ayağına kendisinin sıkmasıyla düşüp gömüleceği bir bataklıktır. Cümlelerimi Ulu önderin sözleriyle noktalamak istiyorum : “Şayet bir gün çaresiz kalırsanız bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.”
Cemre Söğütler
Eserde kullanılan fotoğrafın alındığı site için bağlantıya tıklayınız.


Aslan bee İstanbul’a gel seni omuzlarımda taksimde gezdiricem bu kızı ilerde Türk dili ve Edebiyatı ders kitabı kapaklarında göreceksiniz diye
Güzel yazı agam işi biliyorsun başarıların daim olsun
Tebrik ediyorum seni çok güzel olmuş ❤️
Helalll be yine çok başarılı❤
Helall be yine çok başarılı❤
Her zamanki gibi mükemmel yazmışsın cnm Tebriklerr
Çok güzel yazmışsınn
İnsan kalıbını okuduğumda da çok fazla beğenmiştim bir şeyler yazmak bana hep kolay gibi gelirdi ama fark ettim ki olay sadece yazmakta değil akışı sağlayabilmekte ve hissettirebilmekte senin yazılarında öyle bir yazı ki sanki senin ses tonunda okuyor gibiyim insan kelimeleri okumuyor kelimeler kendi kendini seslendiriyor gibi. Her zaman bu kadar güzel yazmak zor olmalı, her zaman daha iyisine…
Seni tanıdığım için gerçekten çok mutluyum iyi ki varsın 🙂
Yine şahane bir yazı
Yine şahane olmuş